Ergenekon, Altındal ve Tavernise!
Ruhat Mengi, 30.01.2008 / Vatan Gazetesi
Ama bu arada çok önemli bir noktayı atlamamak gerekiyor; Taraf gazetesi başta olmak üzere bazı gazete ve köşe yazarları “derin devleti yakalamışken tüm suçları üstlerine yıkabiliriz” mantığıyla hareket eder gibi son yıllarda ortaya çıkan tüm olay ve cinayetleri “iddia ediliyor, söyleniyor” diyerek tutuklananlara veya yazışmalarda adı geçen kişilere bağlıyorlar. Henüz yargıda olan bir davada bunların da yanlış olduğu tartışılmaz.
“ONLAR MI DARBE YAPACAK?”
28 Ocak Pazartesi günkü Taraf gazetesinde Önder Aytaç ve Emre Uslu'nun köşesinde bir akademisyen ile istihbaratçı askerler arasında geçen MSN konuşmaları verildi. Bu konuşmalarda Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal'ın da ismi geçiyordu: “Ondan ilginç bir mesaj aldım... Çok ciddi gelişmelerden söz ediyordu. Burada söylemeyeyim” gibi cümleler... 
1. VATİKAN'A HZ. İSA İLE İLGİLİ AÇILAN DAVADA SON DURUM NEDİR? 
Bu davada taraflar arasında karşılıklı suçlamalar sürmektedir. Kamuoyunda kısaca “Casioli” davası diye biliniyor. İtalya'daki ön duruşmalardan 1500 Euro para cezası kararı çıktığı haberi geldi. Kararda Katolik Kilisesi için kutsal sayılan bir kişiye ( Jesus Christ) hakaret edildiği belirtilmişti. Dikkat edilirse İtalyan mahkemesi sadece Katolik Kilisesi için “Kutsal” sayılan demişti, tüm Hıristiyanlar ve/veya tüm Dinler veya tüm İnsanlık için kutsal sayılan dememişti. B u nedenle AİHM'deki davada Casioli'nin eli güçlendi, 1500 Euroluk ceza ise çok önemli değildi; sadece zevahiri kurtarmak içindi.
2. İSA'NIN 34 YILINDA SANHEDRİN'E YAZDIĞI İKİ MEKTUBUN İSRAİL'İN SİYASETİ GEREĞİ AÇIKLANMADIĞINI BELİRTİYORSUNUZ. BU KONUDA İSRAİL NEYİ AMAÇLIYOR?
Bu iddia bana değil İncil araştırmacısı Michael Leigh'e aittir. Ne var ki, 1960'ın başlarından bu yana İsrail'in bu mektupları elinde tuttuğu çok üst düzeydeki yetkililer tarafından sözlü olarak belirtilmiştir.
3 . 4-8 EYLÜL 2007'DE ROMANYA'NIN SİBİU KENTİNDE TOPLANAN KİLİSELER BİRLİĞİ'NDE KARARLAR ALINDI VE BUNLAR TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLER?
Ekim ayında yayınlanacak olan AB'nin “İlerleme Raporu” nun Din ve Azınlıklar bölümünde Sibiu'da yapılan toplantıda alınan kararlara yer verilecektir. Bu kararlardan ikisi, 1) Ayasofya'nın Ortadoks ibadete açılması 2) Patrik'in Ekümenikliğinin TC Devleti tarafından resmen tanınmasıdır. 
AYTUNC ALTINDAL UYARIYOR
4-8 Eylül, 2007'de Romanya'nın Sibiu Kentinde Avrupa Birligi ülkelerindeki tüm Kiliselerin temsilcileri 3.kez bir araya geleceklerdir. Katolik, Protestan ve Ortodoks Kilisilerini temsilen 2000 delegenin katılacagı bu çok önemli toplantıda Fener Patrikhanesi de üst duzeyde temsil edilecek. Patrikhanenin delegeleri Türkiye'de Yargıtay'ın aldığı « Patrik Ekumenik Degildir ve Olamaz » seklindeki kararı eleştirerek ve bu uluslararası toplantıda T.C. Devleti ; tüm Kiliseler tarafından kınanacak. Toplantının basına açık olan kısmı tüm AB televizyonlarından yayınlanacaktır, şimdiden önlem alınması gerekiyor. 29.08.2007
TÜRK İMPARATORLUĞU'NUN YIKILIŞINA DAİR KEHANETLER
Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, “Türk İmparatorluğu'nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitapta yeralan “Türkiye'nin 11'inci liderinin adı 11 harfli” cümlesinin Abdullah Gül'e işaret ettiğini belirtti ve ekledi: “Kehanetlere göre bu cumhurbaşkanı döneminde Türkiye devasa bir sarsıntı geçirecek”
BUGÜNE kadar 19 kitap yazan Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal'ın Destek Yayınları'ndan çıkan son kitabı “Türk İmparatorluğu'nun Yıkılışına Dair Kehanetler”de gündemi sallayacak açıklamalar var. Kitap metnini Bizanslı Tarihçi Laonicus Chalcondlyles'in yazdığını, yorumcusunun Fransız Blaise de Vigenere, yayıncısının ise Thomas Artus olduğunu belirten Altındal, kitapta Türkiye Cumhuriyeti'nin 11'inci Cumhurbaşkanının kim olacağı ve Türkiye'nin geleceğine yönelik öngörülerin bulunduğuna dikkat çekti. Gerçekleşmiş kehanetlerinden biri, Mustafa Kemal Atatürk'ün yeni Türk devletinin kurucusu olması sıfatını kazanması olan yüzyıllar öncesinin kahinlerine göre, yeni cumhurbaşkanının ad ve soyadındaki harflerin toplam sayısı 11. Bu da Abdullah Gül olarak yorumlanıyor. Ayrıca devlet, bu cumhurbaşkanı ile çok büyük sıkıntılar yaşayacak. Kehanetlere göre bu durum Batılı devletlerin işine yarayacak.
İşte Aytunç Altındal'a yönelttiğimiz sorular ve merakla beklenen cevaplar:
17 kehanet
Öncelikle “Türk İmparatorluğu'nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitaptaki kehanetler kaç yüzyıl öncesine dayanıyor?
Kitabın asıl yazarı, 1400'lü yılların Osmanlı Devleti'nin durumuna tanık olmuş Atina doğumlu Bizanslı Tarihçi Laonicus Chalcondyles. 1423'de doğduğu bilinen Chalcondyles'in 1490'da öldüğü varsayılmaktadır. Yaşamı hakkında çok ayrıntılı bilgi olmasa da Doğu Roma İmparatorluk belgeleri, 8'inci John Paleologos tarafından 1446'da Osmanlı Padişahı 2'inci Murat Han'a İstanbul'a uyguladığı kuşatmayı kaldırması için öneri götüren Bizans heyetinde elçi düzeyinde yeraldığını doğrulamaktadır. Kahinin 1453'de İstanbul'un ve 1463'de de Peleponez'in Türkler tarafından fethedilişine bizzat tanıklık ettiği kesindir. Kitap metnini yorumlayan, dünyanın en ünlü şifre yazıcısı olarak kabul edilen Fransız Blaise de VigenËre, yayıncısı ise Arthus Thomas'tır. Kitap, 1630 yılında tamamlanmış. İçinde 17 kehanet ve 28 Osmanlı tablosu var.
Vigenere ve Thomas hakkında bir araştırma yaptınız mı?
Kitabı Fransızca'ya çevirmiş olan Vigenere, 5 Nisan 1523'de St. Pourçain köyünde dünyaya gelmiş, 1596'da Paris'te ölmüştür. 17 yaşındayken Kraliyet diplomatik-istihbarat dairesine alınmış ve tam 30 yıl burada görev yapmıştır. Hristiyanlığın, Protestan ve Katolik olarak ayrıldıkları kilise oturumlarına resmi sıfatla gönderilen en genç sekreterdir. Roma'da tanıştığı o dönemin en ünlü üstadlarından şifre tekniklerini öğrenmiş ve gizli şifre oluşturma yöntemlerini anlatan tek nüshalık el yazması metinlerden yararlanarak günümüzde de kullanılan ve kırılması imkansız sayılan ünlü “Autokey” diye bilinen “de Vigenere” şifresini kurmuştur. Bu çok gizli şifre, özellikle askeri istihbaratta kullanılmıştır. Kilise baskılarından bunalan Artus Thomas'ın ise nerede, ne zaman ve nasıl ölrüğü hiçbir zaman bilinememiştir.
‘Osmanlı içerden çökecek'
Kitabın içinde kehanet olarak yeralan ama gerçekleşen olaylar var mı peki?
Tabii ki. Kitaptaki öngörülere göre; “Fatih Sultan Mehmet'ten sonraki 16'ncı padişah döneminde Osmanlı Devleti içeriden çökmeye başlayacak ve padişahı kendi tebasından biri devirecektir” deniliyor. Fatih Sultan Mehmet'ten sonraki 16'ıncı padişah 3. Ahmet'tir. 29 Eylül 1930'da-kitabın yayınlanmasından tam 100 yıl sonra-Arnavut ve Hristiyan asıllı yeniçeri Patrona Halil tarafından tahttan indirilip yok ediliyor ve Osmanlı'nın çöküşü de böyle başlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ilgili kehanetler ne zaman başlıyor?
Kehanetlerden biri Mustafa Kemal Atatürk'ü işaret ediyor. Kitapta, “Türk İmparatorluğu, 1920'de çökecektir” deniliyor. Gerçekten de 1920'de TBMM kurulunca Osmanlı Devleti yok edilmiş sayılmakta. Bununla da bitmiyor. “Osmanlı'nın çöküş döneminde kendisi Hristiyan topraklarında yetişen ama müslüman olan bir prens ve başkomutan ortaya çıkacak. Ancak Hristiyanlar tarafından hiç dikkate alınmayan bu başkomutan, Türk devletini yeniden kuracak ve Batı'ya yönlendirecektir” öngörüsü yapılmıştır. Bu kişi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'tür.
‘Prensliklerin birleşmesi'
Kitapta son dönemde “11'inci cumhurbaşkanı kim olacak” sorusunun cevabı da saklıymış. Yeni cumhurbaşkanı hangi özelliklere sahip?
Kehanete göre, Türk İmparatorluğu'nun başına geçecek 11'inci kişinin adında 11 harf var. Çok ilginçtir ki, Abdullah Gül'ün ad ve soyadındaki harflerin toplamı da 11.
Peki 11. Cumhurbaşkanı Türkiye'si nasıl olacak?
Kitapta “11'inci Prens döneminde Türk devleti, büyük bir sarsıntı yaşayıp yıkılma noktasına gelecektir” öngörüsü var. Ayrıca “Hristiyan Prensliklerin birleşmesi, Türk imparatorluğunun sonunu getirecektir” deniliyor. Bu da benim yorumumca AB'dir.
Bu kehanet son mu? Türkiye'nin geleceği nasıl şekillenecek?
Maalesef kahinler, Türk İmparatorluğu'nun 11'inci Prensi'nden sonra Türk devleti yok kabul etmiş. Türkiye ile ilgili kehanetler burada bitiyor. Bu sonuç, çok ciddiye alınmalı.
Tercuman Gazetesi, 10.08.2007
Kehanet
Yaman Törüner
"Türk İmparatorluğu'nun Çöküşü"ne dair kehanetleri de kapsayan Laonicus Chalcondyles'in "Kehanetler Kitabı" Aytunç Altındal tarafından yayımlandı.
Altındal, kitabın önsözünde, geleceği Tanrı'dan başka hiç kimsenin bilemeyeceğini, ancak, "kehanetler"in birer öngörü olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. 1425 yılında doğup yaklaşık 1490 yılına kadar yaşamış ve hayatının bir bölümünü Konstantinapolis'te (İstanbul) geçirmiş olan Atinalı tarihçi yazarın kitabında yer alan ve gerçekleşen kehanetlerden bazıları şöyle:
? Katolik Kilisesi ile İstanbul'daki Ortadoks Kilisesi kardeşçe kucaklaşacaklardır. Bu kucaklaşma, aynı ifadelerle Kasım 2006'da gerçekleşmiştir.
? Fatih'ten sonraki 16. padişah döneminde, Osmanlı içerden çökmeye başlayacak ve padişah kendi adamlarınca devrilecektir. 16. padişah III. Ahmet'tir ve Eylül 1730'da Patrona Halil'in başlattığı isyandan sonra yok edilmiştir; kehanet yerini bulmuştur.
? Bu dönemde, Tatar Hanı Osmanlı'ya yardım etmeyecektir. Bu da gerçekleşmiştir.
? "Üç kez üç yüz yıl ve bir de yirmilik" tarihinde Osmanlı Devleti yok olacaktır. Gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti 1920'de kurulmuştur.
Kehanet gerçekleşti
? İstanbul'u ele geçirecek olan padişahın adı ile teslim edecek olanın adı aynı olacaktır. Her ikisinin adı da "Mehmet"ti. Kehanet doğru çıkmıştır.
? Çok hızlı davranan bir Müslüman prens, Hıristiyanlara fark ettirmeden, Türk Devleti'ni yeniden kuracaktır. Bu prens Atatürk'tür ve kehanet gerçekleşmiştir.
Gelelim kehanete göre, diğer olacaklara veya Altındal'ın deyimiyle, "öngörü"lere:
? İstanbul'un camileri ve Ayasofya üzerinde haçlar dikilecektir. Bu haçlar, saplanacağı yere silahlı ellerle saplanacaktır. Bu muhteşem şehrin yıkımı gelecektir. Yıkım, sadece orada yaşayanlar sevdiği dini değiştirirse duracak ve şehir lanetten kurtulacaktır.
? Yıkım adaletsizliklerin en kötülerinin gerçekleştiği bir dönemin ardından olacaktır. Tüm Doğu ülkeleri de Hıristiyanlarca fethedilecektir. Böylece, ölü yaşayan, soyulmuş ve felç olmuş bir yönetim sona erecektir.
Tesadüf o ki...
? Önce, Müslüman şeriatı artacaktır. Eğer yedinci seneye kadar kaldırılmazsa, on ikinci seneye kadar buranın hakimi olacaktır. Sonra, Hıristiyan silahlarıyla bir tutsaklık dönemi gelecektir.
? Türklerin başına geçecek 11. devlet adamı, ülkenin bekasını belirleyecektir. Tesadüf o ki, yakında 11. cumhurbaşkanımızı seçeceğiz.
Hıristiyan âlemi bu yüzyılı değişim yüzyılı olarak görüyor ve İslam üzerindeki oyunları artırıyor. Bu uğurda, İslami yönetimlerin kullanılması da söz konusu olabilir.
Kehanetler, çoğu zaman sonradan yorumlanır ama devlet büyüklerinin ağzından duyduğumuz, "Türkiye Cumhuriyeti'nin her zamankinden çok tehlike altında olduğu" görüşlerini de yok sayamayız.
16.07.2007 , Milliyet Gazetesi
ytoruner@milliyet.com.tr
Kim Bu Adam?
- Bu adam yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.
- Bu adam ilköğretim çağında zorunlu dini eğitim alır.
- Bu adamın aile kökeni kimse çözemeyeceği kadar karanlıktır.
- Bu adamın ailesinde daima gizlenen bir Yahudi bağlantısı vardır.
- Bu adamın ruhsal yapısı çok dalgalı ve düzensizdir.
- Bu adam gençliğinde ve ileri yaşında karşıtlarına argo ile yanıt veren küfürbaz ve külhanbeyi tavırlı biridir.
- Bu adam verdiği sözleri tutmayan ve imzaladığı açık/gizli anlaşmalara uymayan biridir.
- Bu adam devlet yönetimi konusunda CAHİL ama BASKICI ve ŞANTAJCIDIR.
- Bu adam kendi anadilini bile doğru dürüst konuşamadığı gibi yabancı bir dil de öğrenmek istememiştir.
- Bu adam kendi ülkesinde ALT ve ÜST kimlikler bulunduğuna inanır.
- Bu adamın kendi devleti ve ordusuyla derin sorunları vardır.
- Bu adam hem özel yaşamında hem de siyasi faaliyetlerinde daima MAĞDURU oynamıştır.
- Bu adam gençliğinde çok yoksulluk çektiğini öne sürerek sürekli olarak haksız kazanç dahil her türlü yoldan çok para kazanma hırsı ile yaşamıştır.
- Bu adamın cinsel sapmaları olduğu ve/veya cinsel sorunlar yaşamış olduğu anlaşılmıştır.
- Bu adamın epilepsi (sara) hastalığına duçar olduğu ve zaman zaman ‘Fit' diye bilinen buhranlar geçirdiği hep gizlenmiştir.
- Bu adamı bir gizli örgüt, ülkesinde lider yapmaya karar vermiştir.
- Bu adam başbakan olunca cumhurbaşkanını halkın seçmesini istemiş ve kendisinin cumhurbaşkanı yapılmasını dilemiştir.
- Bu adamı iktidara getiren gizli örgüt, onu kullanarak ülkesinde DEVLETİ çökertmiş ve VATANI böldürmüş ve işgal uğratmıştır.
- Bu adam tarihin tanıdığı EN KİFAYETSİZ MUHTERİS LİDERDİR.
Bu Adamı Tanıdınız Mı?
Bu adam Adolf Hitler'dir.
Size birisini anımsatıyor mu?
09/07/2007
Kaynak: ‘Bilinmeyen Hitler', Aytunç Altındal, Alfa Yay. 15.Baskı, 2006
İBRANİCE KURSLARI
AKP hükümeti giderayak İsrail'in resmi dili olan İbranice'yi Türkiye'de resmen kabul etti.Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren karara göre bundan böyle resmi ve özel kurslarda İbranice eğitimi resmileşecek.Karar kapsamında Hollandaca da dahil edildi.Ancak ne İsrail'de ne de Hollanda'da Türkçe resmen kabul edilmiş değil.Bakanlar Kurulu'nun bu kararına kamuoyu tepki gösterirken söz konusu uygulamanın bir adım sonrasının ne olacağı ise merakla bekleniyor.22 sessiz harften oluşan İbrani alfabesi ile sağdan sola yazılan sami dili,İsrail'in resmi dili.Türkiye'de yaklaşık 25 bin Yahudi'nin yaşadığı tahmin ediliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 14/07/2007 tarihli ve 4579 sayılı yazısı üzerine Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu'nca alınan bu karar ,Hollandaca dilini de kapsıyor.Bundan böyle resmi ve özel kurslarda Hollandaca öğretimi de yapılacak. Araştırmacı-Yazar Aytunça Altındal Bakanlar Kurulu'nun sözkonusu kararını ‘korkunç' diye niteleyerek,Yahudi destekli yabancı sermayenin ülkeyi işgal etmesinden sonra ,yeni bir kültürel işgalin başlatıldığına dikkat çekti.Altındal,
‘Bu kararı ancak AKP hükümeti alabilirdi.Almanya,Hollanda ve İngiltere gibi ülkelerde Türkçe yasaklanırken,İsrail'de Türkçe resmen kabul edilmemişken hükümetin dünyanın en az konuşulan dillerinden biri olan İbranice'yi resmileştirmesi açıkçası art niyetli bir karardır.'dedi.
Altındal,İbranice'nin sadece ilahiyat fakültelerinde resmileştirilmesinin kabul edilebileceğini;çünkü ilahiyat fakültelerinde yapılan teoloji çalışmalarında İbrani'ceden yararlanılabilceğini;ancak ülkenin diğer resmi ve özel kuruluşlarında İbranice'nin resmileştirilmesinin akılla izah edilelemeyeceğini söyledi. Altındal şöyle konuştu: ‘Bu kararın bir adım sonrası Türkiye'nin İsrail'in sömürgesi haline getirilmesidir.Son olarak Hollanda merkezli bir şirket OYAK BANK'ı aldı.Ancak diğer yabancı şirketler gibi bu da yahudi sermayesidir.Ülkenin finansal kaynaklarının birer birer Yahudi sermayesinin hakimiyetine girmesinden sonra,bu kez de kültürel olarak İsrail'in hakimiyeti altına alınmak isteniyoruz.
02.07.2007, Milli Gazete
Hepsi ve Daha Fazlası için www.suBRosa.com.tr tıklayınız |